Yaklaşık 9 aydır tutuklu yargılanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada tahliye edildi. Ancak Özer, “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla yürütülen ayrı bir soruşturma kapsamında da tutuklu bulunduğu için cezaevinden çıkamayacak.
CHP’li Başkan Özer, “PKK/KCK üyeliği” suçlamasıyla yaklaşık 9 ay önce tutuklanmış ve yerine kayyum atanmıştı. Özer hakkında 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Davanın duruşması Silivri Cezaevi yerleşkesindeki mahkeme salonunda yapıldı.
Duruşmayı CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanvekili Nuri Aslan, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Dilek Kaya İmamoğlu ve çok sayıda CHP’li isim takip etti.
“Barış sürecinde adı geçenler alkışlanırken ben tutukluyum”
Savunmasında suçlamaları reddeden Özer, 11 yıl önce iradesi dışında İmralı görüşmelerine dair bir belgede adının geçmesinin örgüt üyeliğiyle ilişkilendirilmesini sert sözlerle eleştirdi. Özer, şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Öcalan’ın mektupları devlet erkanı önünde kamuoyuna alkışlarla okunurken, sadece bir İmralı tutanağında adımın geçmesi nedeniyle örgüt üyeliğiyle suçlanmam ve aylardır tutuklu bulunmam, barış ve demokrasi anlayışıyla büyük bir çelişkidir.”
Mahkeme heyeti, mevcut delil durumu ve tutukluluk süresini göz önünde bulundurarak Ahmet Özer’in tahliyesine karar verdi. Ancak başka bir dosyadan da tutuklu bulunması nedeniyle Özer’in cezaevinden çıkışı şimdilik mümkün görünmüyor.
Özer: “Bu Dava Barış Süreci İçin Samimiyet Testidir”
Ahmet Özer, duruşmada yaptığı kapsamlı savunmasında barış süreciyle yargılaması arasındaki çelişkiye dikkat çekti. Savunmasında öne çıkan başlıklar şöyle:
“Barış süreciyle benim tutukluluğumun devam etmesi arasında büyük bir çelişki var.”
“Bir yanda barış süreci yürütülürken, diğer yanda benim ‘terör örgütüne üye olma’ suçlamasıyla yargılanmam ve 23 Mayıs’taki duruşmada tutukluluğumun devamına karar verilmesi kabul edilemez.”
“Ahmet Özer davası, barış süreci için bir samimiyet testidir. Türkiye’nin yarısı dışlanarak toplumsal barış tesis edilemez.”
“Adaletin ve hukukun işlemediği, çifte standardın hâkim olduğu bir yerde kimse toplumsal barışa inanmaz.”