Trump’ın Beyaz Saray’da Şara’ya sıktığı parfüm Rojava’da kan kokuyor

Trump’ın Beyaz Saray’da Şara’ya sıktığı parfüm Rojava’da kan kokuyor
Yayınlama: 28.01.2026
Düzenleme: 28.01.2026 20:47
133
A+
A-

Cesim İlhani

Beyaz Saray’ın koridorlarında sıkılan bir parfümün, binlerce kilometre ötede kan ve barut kokusuna karışacağını tahmin etmek zor değildi. Diplomasi bazen tokalaşmalarla değil, sembollerle yürür. Ve bazen o semboller, halkların kaderini belirler.

Yeni Suriye hükümetinin silahlı gruplarının Rojava’ya yönelik saldırıları, “ani bir güvenlik refleksi” ya da “sahadaki zorunlu gelişmeler” ile açıklanamayacak kadar planlı, süreklilik arz eden ve politik bir zemine oturuyor. Ara ara ilan edilen ateşkeslere rağmen saldırıların sürmesi, meselenin askeri olmaktan çok stratejik ve uluslararası bir mutabakatla ilişkili olduğunu gösteriyor.

Elbette bu sürecin temeli Kasım 2025’te atıldı. Ahmed Colani’nin yeni adıyla Ahmed Şara’nın ABD’ye yaptığı ziyaret, sadece bir diplomatik temas değildi; geçmişi aklama, bugünü meşrulaştırma ve geleceği şekillendirme girişimiydi. O gün Beyaz Saray’da yaşanan sahne, belki de tarihe küçük bir “diplomasi anekdotu” olarak geçecekti: ABD Başkanı Donald Trump, Ahmed Şara’ya bir parfüm hediye etti. Yetmedi, parfümü bizzat sıktı. Ardından gülümseyerek sordu: “Kaç eşin var?”

Türk medyası bu sahneyi magazinleştirdi: “Şara’ya parfüm sıkan Trump’tan şaşırtan soru.” Uluslararası basın ise meseleyi daha rafine bir dille paketledi: “Diplomaside mizahın gücü.”

Oysa ortada mizah değil, aklama vardı. Bir zamanlar El Kaide, El Nusra ve IŞİD çizgisinden beslenen bir figür, Beyaz Saray’da “temizleniyor”, üzerine parfüm sıkılarak uluslararası sistemin kabul edilebilir aktörleri arasına sokuluyordu. Trump orada Şara’yı “temizlemeye” çalıştı belki, ama ideoloji temizlenmedi, hafıza silinmedi, suçlar buharlaşmadı.

Ve o parfümün meyvesi bugün Rojava’da kokuyor.

Kürt kentlerinde kesilen kulaklar, parçalanan bedenler, binalardan atılan kadınlar, öldürülüp kesilen saçlar… Beyaz Saray’da “hoş bir jest” olarak sunulan o an, bugün Rojava’da katliamların önsözüne dönüşmüş durumda. Diplomatik salonlarda sıkılan koku, sahada kanla, çığlıkla ve yıkımla karışıyor.

İsrail’in bölgesel hesapları, Türkiye’nin güvenlik ve Kürt karşıtı politikaları, Trump’ın “kontrollü istikrarsızlık” stratejisi… Hepsi bu sürecin içinde. Ama en tehlikelisi şu: Radikal geçmişi olan aktörlerin, sadece isim değiştirerek ve birkaç uluslararası fotoğraf karesiyle “meşru” kabul edilmesi.

Parfüm kötü kokuları bastırabilir; ama çürümüşlüğü ortadan kaldırmaz. Beyaz Saray’da sıkılan o koku, Rojava’da yeni mezarların başında duyuluyorsa, ortada bir diplomasi başarısı değil, kolektif bir suç ortaklığı vardır.

Bugün Rojava’ya düşen bombaların, Kasım 2025’te Washington’da atılan adımların devamı olduğunu görmek istemeyenler, yarın bu kokunun daha geniş bir coğrafyaya yayılmasına da şaşırmamalı.

Çünkü tarih bize şunu defalarca gösterdi:
Geçmişi parfümle örtülenler, geleceği kana bulamaktan çekinmezler.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.