ABD Dışişleri Bakanlığı, Suriye’de son dönemde artan şiddet olayları ve İran’la yeniden başlatılması gündemde olan nükleer müzakerelere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bakanlık Sözcüsü Tammy Bruce, düzenlediği basın toplantısında Rûdaw muhabiri Diyar Kurda’nın sorularını yanıtladı.
SURİYE: ŞİDDETİN SORUMLULARI TAKİPTE
Bruce, Suriye’nin güneyinde yaşanan silahlı çatışmalara ilişkin, “Şam bağlantılı” grupların eylemlerine dair raporları yakından takip ettiklerini ifade etti. Özellikle hükümete yakın milis güçlerin bölgede gerginliği tırmandırdığına dair iddiaların farkında olduklarını belirtti.
Sözcü, Şam yönetiminin bu gruplardan hesap sorup soramayacağının “zamanla görüleceğini” söylerken, dikkat çekici bir şekilde şu ifadeleri kullandı:
“Onlar (Şam yönetimi), herkesin sahip olmadığı bir şeye sahipler: Amerikan halkının ve Başkan’ın gücü ile teşviki.”
Bu açıklama, Washington’un belli koşullar altında Esad yönetimiyle sınırlı bir iş birliğine açık kapı bırakabileceği şeklinde yorumlandı.
Hatırlanacağı üzere, 20 Temmuz’da ABD arabuluculuğuyla Suriye’nin güneyindeki Süveyda’da sağlanan ateşkes, hükümet güçleri ile Bedevi Araplar arasında yaşanan gerilimin ardından ilan edilmişti. Gerginlik, bir Dürzi vatandaşın kaçırılmasıyla başlamış ve hızla yayılmıştı.
NÜKLEER MÜZAKERELER: KARAR İRAN’IN
İran’la yürütülmesi planlanan nükleer müzakerelere de değinen Bruce, ABD’nin görüşmelere hazır olduğunu ancak sürecin ilerlemesinin tamamen Tahran’ın tavrına bağlı olduğunu söyledi.
“Top onların sahasında,” diyen Bruce, Washington’un diplomasiye açık durduğunu ancak sorumluluğu İran’ın taşıdığını net biçimde ifade etti.
ABD’nin müzakereler için herhangi bir son tarih belirlemediğini aktaran Bruce, “Başkan’ın da vurguladığı gibi, İran halkı iyi niyetli diplomatik sürecin kazananı olacaktır. Biz İranlılarla doğrudan konuşmaya hazırız,” ifadelerini kullandı.
Sözcü ayrıca, ABD’nin Almanya, Fransa ve İngiltere gibi Avrupalı müttefikleriyle bu süreçte koordineli şekilde çalıştığını da sözlerine ekledi.
Sonuç olarak, ABD hem Suriye’deki yerel çatışmalara dair pozisyonunu netleştiriyor hem de İran’la nükleer diyalog konusunda diplomatik zemini açık tutuyor. Ancak her iki dosyada da top karşı tarafın sahasında gibi görünüyor.