ANKET | Toplum, PKK’nın silah bırakmasına nasıl bakıyor?

ANKET | Toplum, PKK’nın silah bırakmasına nasıl bakıyor?
Yayınlama: 15.07.2025
Düzenleme: 15.07.2025 17:09
162
A+
A-

Türkiye, 2024’ün son çeyreğinden bu yana PKK’nin silahsızlandırılmasına yönelik kritik bir sürecin içerisinden geçiyor. İlk kez MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim 2024 tarihli Meclis konuşmasında dolaylı biçimde kamuoyuna yansıyan bu süreç, 2025 yılıyla birlikte siyasetten topluma geniş bir etki yaratmaya başladı.

Ankara Enstitüsü tarafından 27 Haziran–5 Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen kamuoyu araştırması, bu yeni döneme dair toplumsal algıyı ve sürece verilen desteği ortaya koydu. Araştırma, barışa duyulan özlemle birlikte, güvensizlik, kimlik algısı ve reform beklentilerinin de güçlü bir şekilde devam ettiğini gösteriyor.

BARIŞA DESTEK GÜÇLÜ, ANCAK ŞÜPHE DERİN

Araştırmaya göre, halkın %69’u PKK’nin silahsızlandırılmasına yönelik süreci destekliyor. Bu destek, 12 Mayıs’ta örgütün “fesih ve silah bırakma” yönündeki açıklamasından sonra daha da yükselişe geçmiş durumda.

Ancak sürecin başarıya ulaşacağına inananların oranı sadece %36. Toplumun %54’ü PKK’nin gerçekten silah bırakacağına inanmıyor. Buna karşın, her üç kişiden ikisi (%66), silah bırakmanın Türkiye açısından olumlu bir gelişme olacağını düşünüyor. Aynı oranda bir kesim (%64) ise bu sürecin Türkiye’yi demokratikleşme yolunda ileriye taşıyacağına inanıyor.

KİMLİK ALGISI: ORTAK BAĞ MÜSLÜMANLIK, YURTTAŞLIK ZAYIF

Toplumu bir arada tutan ortak kimlik unsurları sıralamasında ilk sırada “Müslümanlık” (%30) yer aldı. Onu “ortak geçmiş” (%25) ve “vatandaşlık” (%22) izledi. Bu oranlar, ulusal yurttaşlık tanımının toplumun geniş kesimleri için hala ikincil planda kaldığını ortaya koyuyor.

Kürt/Zaza katılımcılarda ise Müslümanlık %41 ile en güçlü ortak aidiyet olarak öne çıkarken, “vatandaşlık” sadece %9 oranında benimsendi. Bu sonuç, ulusal birlik anlayışının etnik kimlikler ve dini aidiyetlerin gerisinde kaldığını gösteriyor.

KÜRTLERDE EŞİTLİK VE AİDİYET ALGISI ZAYIF

Araştırmanın çarpıcı bulgularından biri, devlet karşısındaki eşit yurttaşlık algısındaki uçurum.

Toplum genelinde katılımcıların %59’u, Türkler ile Kürtler arasında “her zaman eşitlik olduğunu” düşünürken, Kürt/Zaza katılımcılar arasında bu oran sadece %33. Bu grubun %34’ü, tarihte hiçbir zaman eşitlik yaşanmadığını düşünüyor.

Ayrımcılık algısı da bu tabloyu doğruluyor. Toplumun genelinde ayrımcılığa uğradığını söyleyenlerin oranı %18 iken, bu oran Kürt katılımcılarda %51’e, DEM Parti seçmenlerinde ise %64’e kadar çıkıyor.

AF VE ÖCALAN GÜNDEMİNE TOPLUM MESAFELİ

Araştırma, çözüm sürecine eşlik edebilecek yasal düzenlemeler konusunda ise toplumun daha temkinli bir tutum sergilediğini gösteriyor. Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşullarının iyileştirilmesine destek sadece %19 düzeyinde.

Silah bırakan PKK mensuplarına ya da cezaevindeki PKK üyelerine yönelik bir af düzenlemesine destek de %21 ile sınırlı kalmış durumda. Bu oranlar, kamuoyunun “cezasızlık” ya da “taviz” algılarına karşı hassasiyetini yansıtıyor.

Buna karşılık, anadil hakkı, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve eşit yurttaşlık gibi demokratikleşme adımlarına destek görece daha yüksek. Bu durum, barış sürecinin sadece güvenlik değil, aynı zamanda siyasi ve anayasal reformlarla desteklenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

IRAK KÜRTLERİYLE İLİŞKİLERE DESTEK, SURİYE KÜRTLERİNE ŞÜPHE

Jeopolitik tercihler açısından da dikkat çeken sonuçlara ulaşıldı. Katılımcıların %50’si, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) ile ilişkilerin geliştirilmesini desteklerken, Suriye’nin kuzeyindeki Kürt yapılanmalarına yaklaşım daha temkinli.

Toplumun %38’i, Suriye’deki Kürt yapılarla ilişkilerin sınırlandırılması veya açık karşıtlıkla yürütülmesi gerektiğini düşünüyor. Bu fark, Türkiye’nin Kürt meselesine yönelik dış politika yaklaşımında kamuoyunun da ikili bir bakışa sahip olduğunu gösteriyor.

BARIŞ İÇİN DESTEK VAR, AMA ŞARTLI

Ankara Enstitüsü’nün araştırması, kamuoyunun büyük bir kısmının silahların susmasını, toplumsal barışın sağlanmasını ve demokratik reformların önünün açılmasını istediğini ortaya koyuyor. Ancak bu destek, koşullu ve temkinli bir zemine oturuyor.

Toplumun genel beklentisi, bu sürecin sadece “güvenlikçi” değil, aynı zamanda anayasal eşitlik, kültürel haklar, adalet, ve yerel demokrasi gibi alanlarda da ilerleme sağlayacak şekilde inşa edilmesi yönünde.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.