HÜDAPAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Türkiye’nin ‘terörsüzleşme’ sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, Kürt meselesinin PKK ile yürütülen müzakere zemininden bağımsız, hak ve hukuk temelinde ele alınması gerektiğini söyledi. “Silahların bırakılması önemli bir adım ama esas mesele temel hakların pazarlık konusu yapılmaması” diyen Yapıcıoğlu, yeni çözüm sürecinde Meclis’in ve toplumun geniş kesimlerinin rol üstlenmesini savundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son dönemde sıkça dile getirdiği “terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda atılan adımlar, kamuoyunda yeni bir çözüm süreci tartışmasını da beraberinde getirdi. Bu süreci dikkatle izleyen isimlerden biri de Cumhur İttifakı bileşeni HÜDAPAR’ın Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu.
Euronews Türkçe’ye konuşan Yapıcıoğlu, 40 yılı aşkın şiddet sarmalının artık sona ermesi gerektiğini belirterek, “Her silah bırakma adımı kıymetlidir. PKK’nın tasfiyesi ve silahların gömülmesi sürecini destekliyoruz” dedi. Ancak, meseleye yalnızca güvenlik penceresinden bakmanın eksik olacağına dikkat çekti.
Yapıcıoğlu’na göre, Kürt vatandaşların yaşadığı temel sorunlar sadece güvenlik ekseninde ele alınamaz. “PKK’lı olmayan milyonlarca Kürt vatandaşın talepleri, PKK ile pazarlık konusu haline getirilemez,” diyen Yapıcıoğlu, hak taleplerinin koşulsuz şekilde anayasal güvenceye alınması gerektiğini vurguladı:
“Temel hak ve özgürlükler pazarlık konusu olmamalı. Çözüm süreci gibi süreçlerin al-ver mantığıyla yürütülmesi bu ülkeye zarar veriyor. Hükümetin de, PKK’nın da geçmişte yaptığı hatalardan ders çıkarılması gerekiyor.”
TBMM çatısı altında kurulması planlanan “Barış ve Demokratik Toplum Komisyonu” ya da “Milli Birlik ve Beraberlik Komisyonu” fikrine sıcak bakan HÜDAPAR lideri, siyasi partilerin bu sürece katkı vermesi gerektiğini ifade etti. Komisyonun silah bırakanların hukuki statüsünden, yeni anayasal düzenlemelere kadar geniş bir çerçevede çalışması gerektiğini savundu.
“Meclis’te bulunan her partinin bu sürece katkı sunması değerlidir. Silahsızlanma süreci, sadece güvenlik değil, hukuk, sosyal entegrasyon ve toplumsal barış başlıklarını da kapsamalıdır.”
Yapıcıoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye Cumhuriyeti hepimizin ortak yuvasıdır” vurgusunu da olumlu bulduğunu belirtti. Bu tür açıklamaların toplumsal birleştiriciliği artırdığını ifade ederek şöyle dedi:
“Kürt sorununun çözümü, kavmiyetçi yaklaşımların terk edilmesiyle mümkün. Biz şiddetin değil, hakkaniyetin yanında duruyoruz. Silahların gölgesinden uzak, özgür ve eşit yurttaşlık temelinde bir sistem herkes için kazanımdır.”
Yeni dönemde DEM Parti’nin süreçteki pozisyonuna ilişkin de değerlendirme yapan Yapıcıoğlu, iki parti arasında kurumsal düzeyde planlanmış bir görüşme olmadığını, ancak çeşitli ortamlarda temasların sürdüğünü ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “en azından AK Parti, MHP ve DEM Parti bu yolda birlikte yürüyor” sözlerini ise şöyle yorumladı:
“Bu cümle dışlama değil, katılıma davettir. Sürece destek verecek tüm partilerin katkısı kıymetlidir. CHP ve İYİ Parti’nin tavrı netleşirse daha geniş tabanlı bir çözüm süreci inşa edilebilir.”
HÜDAPAR lideri, terör ortamının özellikle Kürt halkına büyük zarar verdiğini vurguladı. Silahların susmasının sadece devlete değil, halka kazandıracağını belirtti:
“Terör, en çok Kürt halkına zarar verdi. Gençlerini kaybetti, köyünü terk etti, dışlandı. Barış, huzur ve kardeşlik geldiğinde en büyük kazanım yine Kürtlerindir. Artık bu ülke, iç düşman paranoyasından da silah gölgesinden de kurtulmalı.”
Son yerel seçimlerde özellikle Batman gibi illerde aldığı oy oranıyla dikkat çeken HÜDAPAR, tabanında çözüm sürecine yönelik güçlü bir destek olduğunu söylüyor. Yapıcıoğlu’na göre bu destek, yalnızca ideolojik değil, insani bir talepten kaynaklanıyor:
“Bizim tabanımız silaha değil, çözüme odaklıdır. Barışa susamış, huzuru arayan geniş bir kitle var. Kan dursun, insanlar evlerine dönebilsin, çocuklar dağa değil okula gitsin istiyoruz.”